Başkan Tolga İyi’den Yoğun Saha Mesaisi
Karadeniz’in Güçlü Sesi Suzan Şeyma Karateke’den Adana’da Unutulmaz Konser!

SEÇİM TAHMİNİ: MUKTEDİR OLAN İKTİDAR OLUR

Seçimler yaklaşıyor. Adana geneline bakacak olursak saha genelindeki durum, "muktedir olanın iktidar olacağı" yönünde. Sokağın, partilinin, emektarın, vitrinlerin, seçimde mücadele edecek sokak savaşçılarının en büyük sorunu bu. Çünkü muktedir olmak o kadar önemli ki, kararsızların bile oyunu belirliyor. Çünkü halk, haklı olduğu kadar güçlü olunmasını da istiyor; yöneticisinin, meclis üyesinin, belediye başkanının, ilçe-il başkanının, milletvekilinin güçlü duruşunu arzuluyor.
Bir keresinde bir milletvekili demişti ki: "Bir milletvekilinin, istedikten sonra haklı bir talebi yerine getirmesi 45 dakikasını alır." Buna zincirleme reaksiyon olarak bakarsak, demek ki bir siyasetçinin bir sorunu çözmesi en fazla 45 dakikasını almalıdır. Eğer çözemiyorsa; ya çözmek istemiyordur, ya öncelikleri başkadır ya da bu işi yapamıyordur. Her üç durumda da partisine ve davasına zarar veriyordur. Koltuktan kalkma zamanı da gelmiştir.
Son iki senedir bu kadar isim değişikliğinin nedeni de budur. Ankara; ne sivil ne de bürokratik vesayetin oluşmasına göz yumuyor, çünkü halkın sabrının taştığını biliyor. Siyasetçinin boş bıraktığı alanı hemşehriciliğin, cemaatlerin, tamamen duygusal ilişkilerin ya da STK'ların aldığını net bir şekilde görüyor.
Ancak iki senedir başkanlar ve yöneticiler bunu göremiyor; partililer, emektarlar, dostlar bu kişilerin ve gurupların insafına bırakılıyor. Bunlar kontrolü ele alunca da ne başkanların ne de vekillerin sözü geçmez oluyor.
Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim? Denk geldiğim onlarca olaydan sadece birini anlatayım:
Emektar bir saha adamı, vitrinlik ve dürüst bir vatandaş, gayet resmi ve çok ufak bir şey talep ediyor. Önce ilçe başkanları devreye giriyor, "Hallederiz" hemen telefona sarılıyorlar; olmayınca bu sefer il başkan yardımcıları araya giriyor, o da olmayınca il başkanları... Yine olmayınca milletvekilleri... Tekrar çözülmeyince bürokratlar, belediye başkan yardımcıları, sendika başkanları, kanaat önderleri devreye giriyor. Çünkü herkes talebi olan saha adamından memnun ve kefil.
İşte hoparlörden dinletmeler, yanına yollamalar, talimat-rica tekrarları falan... Ama yine de olmuyor. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Muktedirlikte bir sorun yok mu?
Bir basın mensubu olarak, bundan 5 sene öncesine kadar sahadan aldığım güç ve muktedir olan, basınla sürekli istişare halinde olan siyasiler sayesinde böyle talepleri şahsım adına çözmem en fazla bir haftamı alırdı. Şimdi siyasiler çözemiyor; çünkü siyasiler basına, dolayısıyla halka yakın değil. Onun için muktedir olamıyorlar.
O zaman iki kelam edelim sayın siyasilerimiz: Söz verdiğiniz bir talebin yerine gelmesi 45 dakkayı, geçtik, en fazla bir haftayı, bilemedin 15 günü geçmemeli. Siz rica etme, vaat verme makamında değilsiniz. Muktedir olmak; boşluğunuzu haksız bir şekilde dolduran, talep tekrarı yaptıran, otoritenizin ve inandırıcılığınızın sorgulanmasına neden olan kişi ve gruplara ayar çekme, yol ayırma, harita açma ve vedalaşma zamanıdır.
Halk sizinle vedalaşmadan... Vesselam
Gökmen Oğur Sahadan Notlar.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.